Girişimcilik Neden Önemli?

Girişimcilik Neden Önemli?

17 Mart 2019 0 Yazar: Lider Atlası

“Başarılı girişimci geleceği değiştirir. Bunu da bir adım ileri giderek gerçekleştirir.” G. Kawasaki.

İhtiyaçların  günlük hayat akışı içerisinde sergilenen davranışların temel motivasyon kaynağını oluşturduğunu ifade etmek yanlış olmaz. Yeterli düzeyde karşılanmadığında bireyde çeşitli huzursuzlukların ve gerginliklerin ortaya çıkmasına neden olan insan ihtiyaçları oldukça çeşitlidir. Hatta insan ihtiyaçlarının sonsuz olduğu ifade edilebilir. Öyle ki bireyin belirli bir ihtiyacı tam olarak karşılanmış olsa da daha fazlasını istemeyeceği düşünülemez. Bununla birlikte insanların karşılamak zorunda oldukları tüm ihtiyaçlarını kendi başlarına karşılamaları her zaman mümkün değildir. güven, aidiyet, kendini ifade edebilme gibi sosyal ihtiyaçların yanı sıra yeme, içme, barınma gibi temel ihtiyaçlara kadar hemen her türlü ihtiyaç diğer insanlar ile belirli düzeylerde etkileşimde bulunmakla karşılanabilmektedir. İhtiyaçların karşılanması konusunda girişimciliğin üstlendiği işlev bu noktada daha belirgin hale gelmektedir. Girişimcilik tanımlanırken başkalarının ihtiyaçlarını karşılayarak kazanç elde etme konusuna özel bir vurgu yapılmaktadır. Sonuç olarak insanların kendi başlarına karşılayamayacakları ihtiyaçlarını bedelini ödemek kaydıyla girişimciler tarafından kurulan veya işletilen işletmeler aracılığıyla karşılayabilmeleri mümkündür.

Ekonomik açıdan girişimciliğin önemi en sade biçimde toplumun ihtiyaç duyduğu mal veya hizmetleri üretmek ya da pazarlamak şeklinde açıklansa da bu açıklama girişimciliğin önemini kavramada yeterli görülmemektedir. Bunun sebebi girişimcilerin ekonomide üstlendikleri işlevlerin çok daha çeşitli ve karmaşık olmasıdır. Yeni kaynakların, yeni teknolojilerin toplumla buluşturulması, yeni sanayi kollarının ve istihdam imkanlarının oluşturulması gibi pek çok husus girişimcilik tarafından gerçekleştirilen ekonomik işlevlerdir.

Girişimcilikle ilgili açıklamalarda vurgulanan diğer bir husus; fırsatları değerlendirebilme ve yeni bir fikri ticari olarak uygulayabilmedir. Bu bakımdan girişimciliğin ekonomik büyüme ve kalkınmanın temelini oluşturduğu görülebilir. Schumpeter girişimcileri, ekonomik büyümenin en önemli aktörü olarak görmektedir. Ülke ekonomilerinin işletmeler (girişimler) aracılığıyla kalkındıklarını düşündüğümüzde girişimciliğin önemi daha da belirginleşmektedir. Girişimciliğin bu öneminden dolayı özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler her yaştan ve her kesimden insanın girişimciliğe yönlendirilmesi için çeşitli programları uygulamaktadırlar. Girişimciliğe sunulan teşvik ve destekler sayesinde ekonomilerde önemli farklar ve gelişmeler kaydedilmiştir.  ​

Girişimcilik sayesinde yeni istihdam alanları oluşturulması ve işsizliğin azaltılması da mümkün olmaktadır. Ayrıca yeni endüstrilerin doğuşu ve gelişimi de girişimcilik aracılığıyla gerçekleştirilebilmektedir. Ülke ekonomilerinin rekabette üstünlük sağlayabilmelerinin anahtarı da girişimcilikten geçmektedir. ​

Girişimcilik, ekonomik alanda olduğu gibi toplumsal yaşamda da çeşitli dönüşümlerin ve değişimlerin öncülü olarak nitelendirilebilir. Toplumun daha nitelikli, daha sağlıklı ve daha bol mal ve hizmetlere ulaşabilmesi büyük ölçüde girişimcilikle mümkün olmaktadır. Bu durum da insanların üretim ve tüketim alışkanlıklarının dönüşüme uğraması bakımından dikkat çekicidir.

Girişimcilik ayrıca bilimin ve teknolojinin gelişmesi bakımından da önemli bir rol üstlenmektedir. Üretim maliyetlerini düşürmek, yeni ürün geliştirmek, birim zamanda daha çok miktarda üretim yapabilmek gibi konularda imkan ve kabiliyetlerini artırmak isteyen girişimciler bilim ve teknoloji alanındaki yatırımlara öncülük edebilmektedirler. Bu sayede edinilecek yeni bilgilerin ve geliştirilen yeni tekniklerin ticari olarak kullanımı mümkün görülürse yeni yatırımlar gerçekleşebilmektedir. Dolayısıyla girişimciliğin bilgi ve teknolojiye yaptıkları yatırımlar sayesinde toplumları geleceğe taşıdığı da rahatlıkla söylenebilir. ​

Bu açıklamalardan yola çıkarak ülkenin politik, ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel açıdan değerlendirildiğinde girişimciliğe gereken özen gösterilirse geleceği sağlam temeller üzerinde inşa etmek mümkün olabilir. Geleceğin inşasında politikacılardan, kamu yöneticilerinden, askerlerden, akademisyenlerden, eğitimcilerden veya gazetecilerden daha çok girişimcilerin söz sahibi olduğu rahatlıkla görülebilir.