Coronavirüs Alışkanlıklarımızı Değiştirecek

Coronavirüs Alışkanlıklarımızı Değiştirecek

10 Nisan 2020 0 Yazar: Lider Atlası

2019 yılının sonuna doğru Çin‘in Wuhan şehrinde ortaya çıkan Coronavirus, küresel düzeyde bir risk haline gelerek sosyal, siyasal ve ekonomik hayatı büyük ölçüde değiştirmeye başladı. Henüz insanların önemli bir kısmının değişim ihtiyacı hissetmemiş olmalarına karşın konunun önemini fark eden çoğunluk, kalıcı değişiklikler yapacak şekilde hayatlarını yeniden dizayn etmekle meşguller. Resmi otoritelerin değişim yönündeki telkin ve destekleri de iş dünyası, eğitim camiası, kamu kurumları gibi pek çok kesimin ciddi adımlar atmalarını hızlandırdı.

Çoğumuz, yaşananları geçici bir durum olarak görsek de Covid-19‘un hayatın çoğu alanında alışkanlıklarımızı kökten değiştirme potansiyelini de görmeye çalışmalıyız.

Coronavirüs‘ten öğrenilecek çok şey bulunmakta. Virüsün kendi başına hareket edemediğini; hava akımı, fiziksel temas gibi tamamen doğal süreçlerin sonucunda insandan bir diğer insana bulaşabildiğini düşündüğümüzde şehirlerimizin, okullarımızın, çalışma ortamlarımızın hatta evlerimizin tümüyle yeniden dizayn edilmesinin gerekebileceği akla gelmektedir.

Virüsle umulandan daha uzun bir süre birlikte yaşamak zorunda kalırsak; Metro, otobüs, dolmuş gibi toplu taşıma araçlarının ve bunların yolcu transferi yaptığı istasyon ve durakların virüsün bulaşmasını-tamamen engelleyemese de- zorlaştıracak biçimde tasarlanması gerekebilir. Son yıllarda giderek yaygınlaşan uzaktan öğretim sistemi çoğu eğitim kurumu için temel öğretim yöntemi haline gelebilir. Binlerce öğrenciyi bir araya toplayan kampüslerin, onlarca öğrenciyi aynı sınıfta buluşturan fakülte binalarının yerine sadece birkaç stüdyodan ve öğretim elemanlarının kullanımına sunulan ofislerden oluşan nispeten mütevazi üniversiteler dünya çapında yaygınlaşabilir. Hem modern tekniklerin kullanımı ile öğrenme hedeflerinin daha çok tutturulabilmesi hem de büyük tesislerin inşa ve işletme giderlerinden tasarruf edilebilmesi, bu yeni konseptin daha çok tercih edilmesine yol açabilir.

İş dünyasındaki değişimler ise oldukça farklı biçimlerde kendisini gösterebilir. Evden çalışma kapasitesi teknolojinin sunduğu imkanlarla ciddi ölçüde artacak gibi görünüyor. Artık konvansiyonel olarak nitelendirebileceğimiz masaüstü veya dizüstü bilgisayarlara ek olarak ev ortamında kullanılabilecek bazı özel cihazlar sayesinde belki de haftalarca evden ayrılmadan çalışmak mümkün olabilecektir. Hali hazırda evin küçük bir bölümünde 3D yazıcılar ya da daha elverişli imkanlara sahip olanlar için CNC makineleri kullanılarak harikalar üretilebilmekte. Bu şekilde bazı iş kollarında çalışanlar evlerinde kurdukları mütevazi atölyelerde çalışma imkanı bulabilirler. Ayrıca 5G teknolojisi artık uzaklarla iletişim kurarken çok daha üstün imkanlar sunmakta. Aşağıdaki video Almanya’daki bir iş makinesi operatörünün 5G teknolojisi sayesinde Güney Kore’deki iş makinesini rahatlıkla kullanabildiğini gösteriyor. Bu gelişme yurt dışı projeleri gerçekleştiren firmaların ülkeler arası iş gücü transferini önemli ölçüde azaltmakla kalmayacak, evden çalışma anlayışına da farklı boyutlar kazandıracaktır.

Virüsün çalışma yaşamı ile ilgili yol açabileceği dönüşümler bunlarla sınırlı değil. Çok sayıda işçinin bir arada yer aldığı üretim tesislerinin, işçilerin birbirleri ile temasını en aza indirgeyecek çalışma ortamlarına dönüştürülmesi gerekebilir. Hissedarlar böylesi bir dönüşüm için para harcamak istemeseler de devletler bu konuda belirleyecekleri standartları uygulama konusunda ısrarcı olabilirler.

Ayrıca alışveriş yaptığımız mağazalar da hem çalışanların hem de müşterilerin sağlıklarını koruma amacıyla fiziksel temasın tamamen kaldırıldığı mekanlar olarak karşımıza çıkabilir. Buralarda satış görevlisi olarak hizmet verecek robotlar geliştirilebilir. Bu noktada ayrıca ödemelerde kağıt para yerine dijital para veya temassız ödemeye elverişli kart ve çiplerin kullanılabileceği düşünülebilir. Ülkemizde e-ticaretin giderek yaygınlaştığını ve güçlü bir alt yapının oluştuğunu düşünürsek hem ödeme yöntemi hem de mağazacılık konusundaki anlayışın dönüşümünde büyük zorluklar yaşanmayacağı savunulabilir.

Son olarak özellikle uluslararası yatırımların geleceği konusunda söz etmek gerekirse; uzmanların belirttiğine göre dünya üzerinde üç farklı kıtada virüs kuşakları yer almakta. Geçtiğimiz yıllarda zika virüsü ile gündeme gelen Güney Amerika; ebola, lassa gibi virüslerle adını duyduğumuz Orta Afrika ve Çin’in de aralarında yer aldığı Uzak Doğu bölgesi bilinen ve henüz tam olarak bilinemeyen sayısız virüse ev sahipliği yapmakta. Yatırımcıların bu zamana kadar üzerinde çok düşünmek zorunda kalmadığı viral etkiler coronavirüs deneyiminden sonra artık hesaba katılması gereken bir konu olarak beliriyor. Coronavirüs nedeniyle dünya devi denilen şirketlerin Çin’de yer alan fabrikalarında üretimi tümüyle durdurmak veya önemli ölçüde azaltmak zorunda kalmaları bu konunun hiç de hafife alınmaması gerektiğini gösteriyor. Virüslerin birkaç yılda bir salgına yol açabilecek şekilde mutasyona uğrayabileceği de düşünüldüğünde virüs kuşağında yer alan ülkelere yatırımların azalma ihtimali akla gelmektedir. Bu firmaların birkaç yılda bir üretimi durdurmak veya kapasiteyi düşürmek zorunda kalmaktansa viral etki bakımından daha güvenli bölgelere yatırım yapmayı tercih edecekleri düşünülebilir.

Bazıları için son derece rahatsız edici olsa da coronavirus’un yaşam biçimimizi keskin bir biçimde değiştirdiğini görmek zorundayız. Bu kaçınılmaz gerçeği kabul ederek atılması gereken adımları belirlemeli, gelecekte yaşanacak salgın şoklarına karşı insanlık olarak hazır olmalıyız.