Yapay Zeka: Genel Bakış

Yapay Zeka - Artificial Intelligence
Yapay Zeka - Artificial Intelligence
Yapay Zeka – Artificial Intelligence

Her geçen gün daha çok karşılaştığımız Yapay Zeka (Artificial Intelligence) teknolojisi oldukça eski zamanlara uzanan köklere sahip. İnsanoğlu çok eski tarihlerden itibaren kendi başına hareket kabiliyeti olan sistemler konusuna ilgi duymaya başlamış ve bunu uygulamaya çalışmıştır. Buna verilecek en güzel örnek El-Cezeri tarafından hazırlanmış olan otomatlardır. Bu otomatların en ünlüsü yapıldığı dönem düşünüldüğünde pek çok insanının hayranlığını uyandıran filli su saatidir. Bu saat suyun temel prensiplerini kullanarak harekete geçen mekanik bir sistemdir. İlerleyen dönemde pek çok otomatın yapıldığı bilinmektedir. Otomatlar her ne kadar kendi başlarına hareket eden sistemler olsa da bunlar için elbette bilinçten söz etmek mümkün değil. Bu aletler sadece fizik kuralları sayesinde sınırlı hareketleri tekrar eden sistemlerdir. XX. asrın başlarında İspanyol Mucit Leonardo Torres Quevedo geliştirdiği El Ajedrecista (Satranç oyuncusu) isimli otomat ile kendi kendine hareket eden sistemler konusuna ayrı bir boyut kazandırdı. El Ajedrecista, insan rakibi ile oyun oynayabilen mekanik bir sistemdi. Sonraki yıllarda bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler hızlanmaya başladı ve ilk transistörlerin geliştirilmesi ile birlikte bilgisayarların bazı matematiksel işlemleri gerçekleştirebildikleri görüldü. Bununla birlikte bazı bilim insanları tarafıdan bilgisayarlar sadece matematiksel işlem yapabilen aygıtlar olarak görülmüyorlardı.

İnsan zekasına ait özelliklerin bilgisayarlar tarafından kopyalanabileceği dile getirilmeye başlandı. 1950’li yıllarda Alan Turing bilgisayarların, insanlar gibi düşünüp düşünemeyeceklerini sorgularken John McCarthy Dartmouth‘ta yapay zeka kavramını ve özelliklerini uzun uzadıya tartışmak üzere pek çok ünlü bilim insanının katılımcıları arasında bulunduğu bir çalışma programı düzenlemişti. Bu programın katılımcıları arasında Nobel ödüllü bilim insanları John Nash ve Herbert Simon da yer almaktaydı.

1997 yılı yapay zeka için bir dönüm noktasıydı. IBM’in geliştirdiği Deep Blue isimli yapay zeka sistemi dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov‘u yenmeyi başardı. Bu olay dünya üzerinde çok geniş yankı buldu. İnsandan daha zeki bir varlık düşüncesi artık çok daha geniş bir insan kitlesinin zihnini meşgul ediyordu. Alan Turing’in “2000’li yıllarda bilgisayarlar, insanlara üstün gelecek” kehaneti kısmen gerçekleşmişti.

Bilgisayar teknolojisinde gözlemlenen yenilikler insanlık tarihinin hiç olmadığı kadar hızlı bir gelişim göstermesini sağladı. Bilgisayarların dünya genelinde yaygınlaşması bir çok sahada çok hızlı dönüşümlerin yaşanmasına öncülük etti. Sağlıktan ulaşıma, ticaretten eğitime kadar bir çok alanda işlerin daha kısa sürede tamamlanması mümkün oldu.

2000’li yıllarda watson, siri, alexa ve daha pek çok yapay zeka sisteminin ticari olarak kullanımına başlandı. Yapay zeka hakkında çalışmalar daha da hız kazandı ve yapay zekanın yetenekleri ve yapabilecekleri daha geniş bir kitle tarafından sorgulanmaya başlandı. Yapay zekanın yapabilecekleri konusunda herhangi bir sınır bulunmadığını iddia edenler de var, yapay zekadan beklenilenlerin onun yapabileceklerinin çok ötesinde olduğunu söyleyenler de. Sınırları konusunda farklı görüşler ileri sürülse de yapay zeka çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Son gelişmeler hem hayret uyandırıyor hem de biraz ürkütüyor.

ABD ve Çin askeri alanda yapay zekanın kullanımı konusunda önemli araştırmalar yürütüyorlar. Gelecekte askeri harekatlarda hedefini kendi belirleyen ve yok eden yapay zeka sistemleri söz konusu olabilir. Bunun yanında yapay zekanın düşündürücü yönü sadece silah sistemleri konusunda karşımıza çıkmıyor. Geçtiğimiz günlerde OpenAI tarafından tanıtılan makale veya kurgu metinler oluşturmak üzere tasarlanmış bir system olan GPT2 sistemi de yapay zekanın yapabilecekleri konusunda düşünmeye sevk etti. İnternette yer alan bir videoda iki örnekle GPT2’nin performansı sergilendi. Videodaki ilk örnekte Brexit’in İngiltere’ye 80 milyar sterlin tutarında bir maliyete neden olacağı yazılıyor ve GPT2’nin bu cümleye göre makale oluşturması isteniyor. GPT2’nin algoritması için özel olarak sağlanan geniş hacimli bir veri tabanından uygun bilgileri derleyerek Brexit konusunda anlamlı bir metin oluşturduğu gözleniyor. İkinci örnekte ise Jane Austen‘un meşhur romanı Grur ve Önyargı‘dan bir cümle yazılıyor ve GPT2’nin metni devam ettirmesi isteniyor. Sonuç olarak GPT2 kendi kurgusu ile metni oluşturuyor. Bu gelişme pek çok insan tarafından korku ve endişe ile karşılandı. İnternette biraz gezinti yaparak yapay zekanın kullanım alanının yaygınlaşması ile çok olumsuz sonuçlara neden olacağına dair pek çok senaryoyla karşılaşabilirsiniz.

İşletmeler açısından yapay zeka tekolojisinin ne ifade ettiğini de tartışmak gerekir. Bugün pek çok işletme yapay zeka sistemlerini ticari olarak kullanmakta. Henüz genele yayılmış bir kullanım söz konusu değilse de önümüzdeki yıllarda yapay zekanın kullanım hızının artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Öyle ki işini kaybetme korkusu hisseden bazı çalışanların grevler gerçekleştirdiği haberleri daha şimdiden mıedyada yer bulmaya başladı. Yapay zekanın insanların işlerini elinden alacağına, pek çok meslek grubunu tarihe göndereceğine inanılmakta. Elbette bu durumun başka iş fırsatları oluşturması da muhtemel. Ücretli çalışanlar için yapay zeka tehdit olarak algılansa da kendi işini kurmak isteyenler için eşsiz bir fırsat olacaktır. Belki de pozisyonunu yapay zekaya kaptıran birisi kendi işini kurduğunda yapay zeka sisteminin patronu haline gelebilecek. Esas olarak yapay zeka, değişim konusuna temkinli yaklaşan kişiler açısından risk gibi algılansa da büyük fırsatlar için kapı araladığını görmek gerekir.

Düşünceni paylaş!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.