Kişilik ve Kişilik Kuramları

Kişilik ve Kişilik Kuramları
Kişilik ve Kişilik Kuramları
Kişilik ve Kişilik Kuramları

Örgütsel davranış araştırmalarının merkezinde yer alan ögenin birey olduğunu ifade edebiliriz.Bu kapsamda birey çok yönlü olarak ele alınan ve incelenen bir kavramdır. Birey davranışları, olaylar karşısında farklı biçimlerde gelişebilmektedir. Yani belirli bir olayla ilgili olarak farklı bireyler birbirinden oldukça farklı tepkiler gösterebilirler. Bu nedenle farklı kişilik özelliklerine sahip bireylerin olaylara ve olgulara karşı ortaya koyacakları tepkilerin doğru bir biçimde tahmin edilebilmesi her zaman kolay değildir. Bu durum araştırmacıları bireyler arasında meydana gelen bu farklılıkları anlamaya yöneltmektedir.

Bireyler hem dış görünüş hem de iç dünyaları itibariyle birbirlerinden büyük farklılıklar göstermektedir. Bireyi hem dışsal hem içsel biçimde bir bütün olarak diğer insanlardan ayıran öge kişiliktir. Kişilik pek çok açıdan karmaşık bir özelliğe sahiptir. Bu sebeple araştırmacıların uzlaştığı ortak bir tanımını yapmak mümkün değildir. Buna rağmen genel hatlarıyla ifade etmek gerekirse; Kişilik, bireyin zihinsel ve fiziksel özelliklerinin onun tutum, düşünce ve davranışlarına yansıma biçimi olarak tanımlanabilir. Kişilik kavramı bazen karakter ve mizaç kavramları ile karıştırılabilmektedir. Karakter, kişiliğin sosyal ve ahlaki özelliği olarak düşünülebilir. Huy ile eş anlamlı olarak kullanılan Mizaç ise kişiliğin duygusal yönü ile ilgilidir ve kişiliği şekillendiren tutum, düşünce ve davranışların genel eğilimidir.

Kişilik Özellikleri

​Kişilik özellikleri ile ilgili pek çok araştırmacının açıklamaları bulunmaktadır. Kişilik özelliklerinin nasıl farklılaştığını ve kişiliğin hangi unsurlardan etkilendiğini ortaya koymaya çalışan araştırmacılar kişiliğin genetik ve çevresel faktörlerin etkisi ile şekillendiğini ileri sürmektedirler. Ancak yakın dönemde yapılan çeşitli araştırmalar durumsal şartların da kişilik özelliklerinin belirlenmesinde  etkili olabileceğini göstermektedir. Kişilik üzerinde belirleyici olabilen çeşitli faktörleri sıralamak gerekirse;

  • Genetik (Fiziksel) özellikler,
  • Kültürel faktörler,
  • Sosyal yapı (Aile yapısı, grup aidiyetleri vs.),
  • Coğrafi çevre ve fiziki çevre,
  • Kitle iletişim araçları(TV, internet vs.),
  • Doğum sırası

Kişilik Kuramları

Kişilik üzerinde sürdürülen pek çok araştırma sayesinde bu kavramın farklı yönleri ile ele alınması mümkün olmuştur.  Bazı araştırmalar kişiliğin nasıl geliştiği sorusuna cevap ararken mevcut kişiliği ölçmeye çalışan araştırmalar da gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte mevcut kişilikleri açıklamaya çalışan araştırmalar ve kişisel farklılıkları açıklamaya çalışan araştırmalar da bulunmaktadır. Kişiliğin değişik yönlerden ele alınması neticesinde kişilik konusunda farklı görüşler ileri süren çeşitli kişilik kuramları geliştirilmiştir.

Sigmund Freud’un Kişilik Analizi

​Freud bireyin sergilemiş olduğu davranışların bilinç, bilinçöncesi ve bilinçaltı şeklinde üç farklı düzeyde  incelenmesi gerektiğini savunur. Bununla birlikte Frued bireylerin davranışlarını geliştirirken büyük çoğunlukla bilinçaltının etkisinde olduklarını ileri sürer. Bilinçaltı kolayca ulaşılabilen bir alan olmadığı için de adına psikanaliz  dediği bir yöntem ile bu alana ulaşılabileceğini ifade eder.

​Freud kişilikle ilgili önemli sayılan diğer bir açıklamasında kişiliğin üç katmanlı bir yapıya sahip olduğunu ileri sürer ve bu katmanları İd Ego  ve Süper ego şeklinde sıralar. İd (Alt ben), insanın temel fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgilidir ve tercihlerin belirlenmesi büyük oranda haz duygusuna dayalıdır. Bu nedenle mantıksal olmayan biçimde ve düşüncesizce, bilinçaltı ile hareket etme söz konusudur. Yaşam için gerekli olan enerji İd sayesinde sağlanır. Ego (Ben – mantık), İd aracılığıyla sağlanan yaşam enerjisinin yönlendirilmesinde önemli rol oynar. Ego, bu yönlendirmeyi yaparken hayatın gerçeklerini dikkate alır. Hazzın peşinde koşan İd, ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken Ego’nun hayatın gerçeklerini dikkate alan uzlaştırıcılığı ile karşılanır. Ego, bireyi acıya karşı korumak ve belirli bir düzeyde tatmin sağlama arasında dengeyi bulur. Freud bu durumu açıklarken İd’i bir ata, Ego’yu ise bu atın gücünü kontrol altına alan biniciye benzetmektedir. Süper ego (Üst ben – Vicdan) , Ego’nun eylemlerini yorumlayan bir hakime benzetilir. Çocukluğun erken dönemlerinde çeşitli yönlendirmelerle gelişmeye başlayan Süper ego, Vicdan olarak da açıklanabilir. Kültürel değerler, normlar, gelenek ve görenekler ölçü kabul edilerek Süper ego (vicdanın) tarafından konulan standartların sağlanması gerekir. Bu olmazsa bireyin suçluluk duygusu ile cezalandırılması söz konusu olacaktır. Bu şekilde Ego’nun toplumsal normlara uygun eylemlerde bulunması sağlanır.

Alfred Adler’in Kişilik Açıklaması

​Adler kişilik üzerinde davranış, duygu ve bilişsel süreçlerin etkili olduğunu ileri sürmektedir. Bununla birlikte kişilik üzerinde özellikle bilişsel süreçlerin diğer ikisinden daha çok etkili olduğuna vurgu yapmaktadır. Adler ayrıca bireyin tutum, düşünce ve davranışları ile toplumun değerleri arasında uyum olması gerektiğini ileri sürer.  Bunun aksi olması durumunda bireyin nevrotik hale geleceğini de ifade eder.

Adler’e göre yetersizlik ve güvensizlik duygusu ile hayata başlayan birey çocukluk çağlarında çaresizlik içerisindedir ve çevresine bağımlı haldedir. Bu duruma tezat oluşturacak biçimde diğer bireyler üzerinde üstünlük sağlama güdüsüne sahiptir. Bu, bireyin davranışlarına yön veren önemli bir güdüdür. ​Üstünlük sağlama güdüsü ve çevreden gördüğü tepkilerin uyuşmaması nedeniyle kişilik çatışması meydana gelebilmektedir. Bu çatışma neticesinde de bireyde aşağılık duygusu oluşmaktadır. Adler, bireyin diğer insanlardan farklı hissetmesine ve aşağılık duygusuna kapılmasına neden olarak bazı fiziksel özellikleri, azınlık grupta yer almayı, yetersiz eğitim gibi sosyal etkenleri göstermektedir. Aşağılık duygusu yaşayan birey çekingen ya da baskıcı denilebilecek davranışlar göstermeye yönelebilir.  Örgütsel davranış açısından sözü edilen etkenlerin baskıcı veya çekingen liderlik tarzlarında etkili olduğu savunulmaktadır.

Jung’un Bilişsel Modeli

Freud’la birlikte eğitim alan Carl Gustav Jung’a göre, kişilik, bilinçli veya bilinç dışı bütün duygu, düşünce ve davranışları kapsamaktadır. Bunun yanında Jung, bilinci geliştirebilmek için düşünme, hissetme, duyuş ve sezgi şeklinde sıraladığı dört zihinsel işlevin geliştirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

  • Düşünme: Anlamlandırma, idrak, kavrama,
  • Hissetme: Kendisini ve diğer bireyleri değerlendirebilme,
  • Duyuş: Duyu organları aracılığı ile algılama,
  • Sezgi:  Gerçeğin, bilinçli eylem dışında fark edilebilmesi.

Jung’un kişilik konusunda diğer bir önemli katkısı kişilik tipleri olarak ifade ettiği içe dönük tip ve dışa dönük tip şeklinde getirdiği açıklamalardır. İçe dönük tip ile içine kapanık kişilikten söz edilirken dışa dönük tip ile dış dünyaya açık kişilik ifade edilmektedir. Jung, her bireyde bu iki kişilik tipinin bir arada bulunduğunu ancak birinin ötekine baskın gelidğini savunur.

Burada açıklanan kişilik kuramlarından başka pek çok kuram bulunmaktadır. Aşağıda bazı kişilik kuramları sıralanmaktadır;

  • Erik Erikson’un Yaşam Evreleri Kuramı,
  • Eysenck’in Kişilik Tipleri Çalışması,
  • Raymond Cattell’ın Kişilik Özellikleri Envanteri,
  • Allport’un Kişilik Kuramı,
  • Cooley’in Diğerlerinin Gözlüğüne Yansıyan İmge Kuramı,
  • Eric Berne’nin Kişilik Kuramı,
  • Mead’in Genelleştirilmiş Diğerleri Kuramı,
  • Karen Horney’in Sosyal İlişkiler Kuramı,
  • Sullivan’ın Kişilik Kuramı
  • Kelly’nin Kişisel Yapı Modeli,

Örgütsel Davranış Alanı Açısından Kişiliğin Önemi

Örgütsel davranış alanında yapılan araştırmalar, örgütlerin mekanik sistemlerden daha çok organik yapılar olduğunu vurgu yapmaktadır. Ayrıca birey, bu organik sistemler için kilit bir role sahiptir. Bu bakımdan birey ve kişilik kavramlarını arka plana iterek örgütleri açıklamaya çalışan yaklaşımlar eleştirilmiştir. Örgütsel davranış araştırmaları ile birlikte kişiliğin sosyal çevre içerisinde yer alan bireylerin tutum, duygu, düşünce ve davranışları üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Kişilik ve davranış arasında çok güçlü bir bağ bulunmaktadır. Tercihlerimizin, kararlarımızın, davranışlarımızın kişiliğimizin etkisi altında şekillendiğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Dolayısıyla örgütsel sistemde yer alan bireyin sahip olduğu kişilik özelliklerine bağlı olarak geliştirdiği davranışları açıklama ve tahmin etme amacı taşıyan örgütsel davranış disiplini için kişilik önemli bir konuma sahiptir.

Düşünceni paylaş!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.