Yönetim ve Karar Verme

Yönetim ve Karar Verme
Yönetim ve Karar Verme

Yönetim alanındaki öneminden dolayı karar verme konusu hakkında özel bir başlık açılması zorunludur. Karar verme yöneticinin en temel görevi olarak görülebilir. Öyle ki bazı durumlarda yöneticilik, karar verme işi olarak da açıklanabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında karar vermenin yönetimin kalbinde yer aldığını söylemek mümkündür. Yöneticinin karar verme sürecinde gösterdiği başarı, yöneticinin toplam başarısı üzerinde belirleyici olmaktadır. Bu nedenle karar verme sürecinin özünü kavramak, yöneticilerin uygulamada daha doğru tespitler yapmalarını kolaylaştırır. Ayrıca yöneticilerin karar verme teknikleri, doğru karar ve nasıl karar verilir gibi konular hakkında bilgi sahibi olmaları yönetsel konularda kendilerine önemli avantajlar sağlayacaktır.

Karar verme konusu üzerinde çalışan araştırmacılar karar verme sürecinin beş aşamadan oluştuğunu ifade ederek bu aşamaları açıklamışlardır. Buna göre karar verme sürecinin aşamaları şu şekildedir.

İlk aşama; amaçların belirlenmesi. Bu aşama sorunların tanımlanması olarak da ifade edilmektedir. Her şeyden önce karar vermeyi gerektiren bir durumun ortaya çıkması, bir amacın varlığı veya bir sorunla karşılaşılması gerekmektedir. Gerçekleştirilmek istenen bir amaç ya da çözülmesi gereken bir problem yoksa herhangi bir konuda adım atılması da gerekmiyor demektir. Belirli bir amaç veya problemin varlığı söz konusu ise bu aşamada bu amaçların net olarak ifade edilmesi, sorunların tam olarak tanımlanması sağlanır.

İkinci aşama; amaçların veya sorunların değerlendirilmesi. Bu aşamada yönetici bir takım sorulara cevaplar bulmaya çalışmaktadır. Amacın gerçekleştirilebilmesi için ya da problemin çözümü için atılması gereken adımlar ve gerekli olacak kaynaklar ile ulaşılması beklenen sonuçlar arasında ne tür bir denge sağlanacağı gibi çeşitli konuları göz önünde bulundurur. Çeşitli problem çözme teknikleri bu aşamada kullanılabilir.

Üçüncü aşama; seçeneklerin belirlenmesi. Bu aşamada amaçların gerçekleştirilmesini ya da problemin çözümünü mümkün kılacak seçenekler sıralanmalıdır.  Seçenekler belirlenirken yaratıcılık oldukça önem taşımakla birlikte geçmiş olaylarda kazanılan deneyimlerden de yararlanılmaktadır.

Dördüncü aşama; seçeneklerin değerlendirilmesi Bu aşama, önceki aşamada belirlenen seçeneklerin kapsamlı biçimde ele alındığı aşamadır. Seçeneklerin uygulanmalarının mümkün olup olmadığı, ihtiyaç duyulacak kaynaklar, muhtemel sonuçlar gibi çeşitli kıstaslar çerçevesinde her bir seçenek kapsamlı olarak değerlendirilir. Aynı zamanda seçenekler arasında bir sınıflandırma yapılarak başarı ihtimali çok olan seçenekler üzerinde durulur.

Beşinci ve son aşama; uygun olan seçeneğin seçimi. Bu seçim için karar da denilebilir. Dolayısıyla amacın gerçekleştirilmesi ya da problemin çözüme kavuşturulmasını sağlamak amacıyla hangi işlerin, ne şekilde yapılacakları, hangi tür kaynakların ne ölçüde kullanılacağı gibi konular karara bağlanmış olur.

Karar verme konusu ile ilgili olarak iki önemli açıklamadan da bahsetmek gerekmektedir. Bunlardan ilki hem yönetim hem de bilgisayar araştırmalarına önemli katkıları olan Herbert Simon tarafından açıklanan Sınırlı Rasyonellik veya diğer adıyla Kısıtlı Rasyonellik (Bounded Rationality). Simon, Sınırlı Rasyonellik açıklamasını yaparken insan zihninin hesap yapma kapasitesinin sınırlı olduğunu, belirli bir sorunla ilgili gerekli bilgilerin tam olarak ve zamanında elde edilmesinin her zaman mümkün olmadığını, bazı durumlarda sorunların karmaşık veya belirsiz olduğunu ifade ederek karar verirken tam manasıyla bir rasyonellikten söz edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu durumdaki karar verici kendisi için tatminkar sayılabilecek bir seçeneği seçecek ve karar verme sürecinde kendisi için mümkün olan en iyi sonucu belirlemeye çalışacaktır. Diğer açıklama ise Tversky ve Kahneman tarafından ifade edilen Çerçeveleme Etkisi (Framing Effect). Çerçeveleme etkisi; belirli bir olayın sunuş biçimi, ifade tarzı, kişilerin algılama biçimleri gibi konuların karar verme üzerinde etkili olabildiğini ve bu nedenle olması gerektiği gibi doğru kararların verilemediğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla insanın rasyonel yani mantıkla hareket eden, kararlarını ve davranışlarını mantıksal süreçler neticesinde şekillendiren bir canlı olduğu iddiası her iki açıklama neticesinde tekrar sorgulanır olmuştur. İnsan ne kadar mantıklı hareket etmek istese de çeşitli içsel ve dışsal etkenlerin kuşatması altındadır ve doğru karar verebilmek her koşulda ve her zaman mümkün olamayabilir. Yine de çeşitli karar verme teknikleri kullanılarak mümkün olan en doğru kararın verilmesi sağlanabilir.

Düşünceni paylaş!

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.